Dünya için Hadis

Tüm hadisler

Kartların tamamı

655 hadis

Muaviye -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «Kıyamet Günü müezzinler insanların en uzun boyunlu olanlarıdır.»Müslim rivayet etmiştir
Abdullah b. Amr b. As -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim demiştir: «Şüphesiz Allah, ilmi insanlardan çekip almakla değil, alimlerin ruhlarını kabzetmek suretiyle kaldıracaktır. Nihayet hiç bir alim bırakmayınca insanlar kendilerine cahil bir takım kimseleri öncüler edinirler. Bunlara (soru) sorulur, onlar da ilimsiz fetva verirler de hem kendileri saparlar, hem halkı saptırırlar.»Muttefekun Aleyh
Ömer b. el-Hattab -radıyallahu anh-’den rivayet edilen bir hadise göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah bu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir, bazılarını da alçaltır.»Müslim rivayet etmiştir
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre "Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- İsra’ya götürüldüğü gece ona, biri şarap biri süt olmak üzere iki kâse getirildi. O her ikisine de baktıktan sonra sütü aldı. Cebrail -aleyhisselam- ona: Seni fıtrata ileten Allah’a hamd olsun. Eğer şarabı almış olsaydın ümmetin de azmış olacaktı, dedi."Muttefekun Aleyh
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-’dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aşura orucunu tutmuş ve ashabına da bu orucu tutmalarını emretmiştir.Muttefekun Aleyh
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Tebâreke ve Teâlâ: "Ben salih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayal edemediği nimetler hazırladım." buyurdu.» Ebû Hureyre -radıyallahu anh-: İsterseniz şu ayeti okuyunuz, dedi: (Müminlerin yaptıkları ibadet ve iyiliklere karşılık olarak onlara ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.) [Secde Suresi:17]Muttefekun aleyh
Şureyh b. Hâni dedi ki: Aişe –radıyallahu anha-’ya mestler üzerine mesh etmeyi sormaya geldim. Dedi ki: İbn Ebî Talib’e git, çünkü o Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber yolculuk yapardı. Ona sorduk oda buyurdu ki: "Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- yolcuya üç gün ve üç gece yolcu olmayana da bir gün ve bir gece mestlerin üzerine meshetme süresi verdi."Müslim rivayet etmiştir
Âişe –radıyallahu anha-‘dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: "Size, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den bir hadis rivayet edeyim mi?" dedi. Biz:"Evet" dedik. Şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- benim yanımda kaldığı gece benim yanıma geldi ve ridasını çıkardı, ayakkabılarını çıkardı ve onları ayak tarafında bıraktı. İzarının bir ucunu yatağına açtı ve yanı üzere yattı. Fazla zaman geçmeden o benim uyuduğumu sandı, yavaşça ridasını aldı, yavaşça ayakkabılarını giydi, (yavaşça) kapıyı açtı ve çıktı. Sonra kapıyı yavaşça kapattı. Ben de örtümü başımın üzerine saldım, başımı da örttüm. Sonra izarım ile de kapandım. Sonra onun izinden yola koyuldum. Nihayet Baki Mezarlığı'na geldi. Ayakta uzunca durdu. Sonra üç defa ellerini kaldırdı, sonra yana saptı, ben de yana saptım. O hızlandı, ben de hızlandım. Koşmaya başladı, ben de koştum. Daha da hızlı koşmaya başladı, ben de daha da hızlandım. Onu geçtim, içeri girdim. Daha henüz yeni uzanmıştım ki, O da -sallallahu aleyhi ve sellem- içeri girdi: «Ne oluyor ey Âişe? Göğsün inip kalkıyor, karnın da şişmiş bulunuyor.» "Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasûlü!" dedim ve ben de ona (durumu) bildirdim. «O benim önümde gördüğüm karartı sen miydin?» dedi. Ben: "Evet" dedim. Göğsüme vurdu. Sonra şöyle dedi: «Allah'ın ve Rasûlünün sana haksızlık edeceğini mi zannettin?» Âişe -radıyallahu anha- dedi ki: "İnsanlar her neyi gizlese Allah onu bilir" (dedim). O -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Evet!» (diye buyurdu ve devamla) buyurdu ki: «O gördüğün vakit Cibril -aleyhisselam- bana geldi, bana seslendi. Sesini senden gizledi. Ben de ona karşılık verdim. Ona verdiğim karşılığı da senden gizledim. Sen buradayken yanına girmezdi. Çünkü elbiselerini çıkarmıştın. Ben senin uyuduğunu sanmıştım. Seni uyandırmak hoşuma gitmedi ve yalnızlıktan korkacağından çekindim. Cebrail -aleyhisselam- bana dedi ki: Rabbin sana Baki'dekilere gitmeni, onlar için mağfiret dilemeni emrediyor.» Peki, ey Allah'ın Rasûlü! (Kabirdekilere ben) nasıl söyleyeyim? diye sordum. Şöyle buyurdu: De ki: «Esselâmu aleykum ehle'd-diyâri mine'l-mü'minîne ve'l-müslimîn ve yerhamullâhu'l-mustekdimîne minnâ ve'l-muste'hırîn ve innâ inşâallâhu bikum lâhıkûn.» (Selam size ey Müminlerin ve Müslümanların diyarında bulunanlar! Allah bizden önden gidenlere de geriye kalanlara da rahmet buyursun. Bizler de -inşaallah- size elbette yetişeceğiz.)Müslim rivayet etmiştir
İyad b. Hımâr -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün hutbesinde buyurdular ki: «Rabbim, bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi size öğretmemi emretti.» (Ve buyurdu ki): «Benim bir kula verdiğim bir mal helaldir. Ben, bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.» Allah Teâlâ, yeryüzü ehline baktı ve Ehl-i Kitap'tan bir kısmı hariç onların Arap, Acem hepsine öfkelendi ve dedi ki: «Ben seni imtihan etmek ve seninle de (başkasını) imtihan etmek üzere gönderdim. Sana, suyun yıkayıp (yok edemeyeceği) bir kitap gönderdim. Ta ki sen onu uyurken de uyanıkken de okuyasın! Allah Teala hazretleri bana, Kureyş'i ateşe vermemi (onlarla savaşmamı) emretti» Ben: «Ey Rabbim, bu durumda onlar başımı yararlar ve bir ekmek parçısına çevirirler!» dedim. «Öyleyse, seni çıkardıkları gibi sen de onları (Mekke'den) çıkar! Onlara karşı gazada bulun da biz de sana yardım edelim. İnfakta bulun, biz de sana infak edelim. Sen bir ordu gönder, biz de sana onun beş misli (yardımcı melek ordusu) gönderelim. Sana itaat edenlerle birlik ol, asilere karşı savaş!» buyurdu. «Cennetlikler üç kısımdır: -Kuvvet sahibi, adaletli, sadaka veren ve muvaffak olanlar. -Bütün yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak kalpli olanlar. -İffetli, namuslu ve çoluk çocuk sahibi olanlar.» Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- devamla dedi ki: «Cehennem ehli de beş kısımdır: -Aklı olmayan zayıflar. Bunlar, aranızda tabi olarak bulunurlar, hiç bir ehle ve mala tabi değildirler. -Tamahkârlığını izhar etmeyen hain kişiler. Böylesi, bir kapıyı çalsa mutlaka ihanet eder. -Akşam, sabah her fırsatta malın ve ehlin hususunda seni aldatan adamlar. -Cimrilik ve yalanı da zikretti. -Bir de kötü huylu kaba sözlü insan.»Müslim rivayet etmiştir
İbn Abbas -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- duasında şöyle derdi: «Rabbi e'innî ve lâ tuin aleyye, ve'nsurnî ve lâ tensur aleyye, ve'mkur lî ve lâ temkur aleyye ve'hdinî ve yessir hudâ ileyye, ve'nsurnî alâ men beğâ aleyye. Allahumme'calnî leke şâkiran, leke zâkiran, leke râhiben, leke mıtvâan, ileyke muhbiten, ev munîben, rabbi tekabbel tevbetî, va'ğsil havbetî, ve ecib da'vetî, ve sebbit huccetî, ve'hdi kalbî, ve seddid lisânî veslul sahîmete kalbî.» (Rabbim! Bana yardım et ve aleyhimde (düşmanıma) yardım etme. Yardımını benden esirgeme ve aleyhimde (düşmanımı) destekleme. Düşmanımı cezalandır, beni cezalandırma. Beni hayırlı işlere yönelt ve hayır yolunda ilerlemeyi bana kolaylaştır. Zulüm ve haksızlık edene karşı bana yardım et. Ey Rabbim! Beni sana çok şükreden, çok zikreden, senden çok korkan, sana çok itaat eden, sana çok boyun eğip tevazu eden, sana çok yakarıp ağlayan ve tevbe dileyen eyle. Ey Rabbim! Benim tövbemi kabul eyle, günahımı gider, duamı kabul et, kalbimi hidâyet üzerine daim kıl, dilimi doğrulukla hakkı söylemekten ayırma, hüccetimi (yani senin düşmanlarına karşı susturucu ve mağlup edici delilimi) sabit kıl ve kalbimi fenalıktan arındır.)İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her gece, Rabbimiz -Tebâreke ve Teâlâ- gecenin son üçte biri kaldığı zaman dünya semasına inerek şöyle buyurur: "Bana kim dua eder, onun duasına icabet edeyim! Benden kim bir şey ister, ona dilediğini vereyim! Benden kim mağfiret diler, ona mağfiret edeyim!"»Muttefekun aleyh
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- anlatıyor: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: "Cuma günü gelince, mescidin her bir kapısı üzerinde melekler yer alır. İnsanları mertebelerine göre yazarlar. Bu mertebeler önce geliş sırasına göredir. İmam minbere çıktımı defteri kapatırlar, hutbeyi dinlerler. Namaza erken gelen, bir deve tasadduk etmiş gibidir. Ondan sonra gelenler bir sığır tasadduk etmiş gibidir. Onu takiben gelenler bir koyun tasadduk etmiş gibidir.Sonra bir yumurta tasadduk etmiş gibi olur.Şayet imam hutbe için çıkarsa defterleri katlarlar ve hutbeyi dinlerler."Muttefekun Aleyh
Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Hendek savaşından döndükten sonra silahını bıraktı ve banyo yaptı.Cibrîl -aleyhisselam- geldi.''Silahını bıraktın? Dedi.Allah'a yemin olsun biz onu bırakmadık.Cibrîl onlara doğru çık ,Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Nereye? buyurdular.O da Benî Kurayza'ya işaret ederek oraya dedi.Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara doğru yola çıktı.''Muttefekun Aleyh
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Kurayza oğulla­rı'na sefer ettiğinde ben Cibrîl'in -salavatullahi aleyh-'in melekler alayının Ganm oğulları sokağnıdan geçtikleri sırada yükselen tozunu bugün bile hâlâ görür gibiyim, demiştir.Buhârî rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Me­dine'nin kapıları ve yollarında bir takım me­lekler vardır. Medine'ye tâûn hastalığı da, Deccâl de giremez"Muttefekun Aleyh
عن زيد بن ثابت رضي الله عنه ، قال: كنَّا عند رسول الله صلى الله عليه وسلم نُؤَلِّفُ القرآنَ من الرِّقاع، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «طُوبَى للشَّام»، فقلنا: لأيٍّ ذلك يا رسولَ الله؟ قال: «لأنَّ ملائكةَ الرحمن باسطةٌ أجنحتَها عليها».رواه الترمذي وأحمد
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin tükenişi ta'n ve taunla olacaktır." Denildi ki: " Ya Rasûlallah! Taun'u (vebayı) biliyoruz, peki ta'n nedir?".Şöyle cevap verdi: "Ta'n, cinlerden olan düşmanlarınızın çarpmasıdır. Bununla birlikte her ikisinde de şehidlik vardır."Ahmed rivayet etmiştir
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şeytan, tahtını su üzerine kurar, sonra çetelerini insanlara gönderir. Çetelerinden onun yanında en yakın mertebede bulunanlar, insanlar arasında en çok fitne çakaranlardır. Bunlardan biri, Şeytanın yanına gelir ve: «Falanla o kadar uğraştım, nihayet onu şu ve şu halde bıra-kıp geldim» der. İblis te ona, «Vallahi bir şey yapmış değilsin.» diye karşılık verir. Bir başkası gelir, o da: «Ben falan adamla uğraştım, nihayet onunla ailesini birbirinden ayırdım.» der, İblis onu yanına yaklaştırır ve ona: «Sen ne iyi yapmışsın.» diye cevap verir.Müslim rivayet etmiştir
Zeyd b. Erkam -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Şüphesiz helalar şeytanların hazır bulundukları yerlerdir. Sizden biri helaya gittiğinde ‘Eüzü billahi mine’l-hubusi ve’l-habâis’ desin.İbn Mâce rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إذا قَرَأ ابنُ آدم السجدةَ فسجد اعْتَزَل الشيطانُ يبكي، يقول: يا وَيْلَه -وفي روايةٍ: يا وَيْلي- أُمِر ابنُ آدمَ بالسجودِ فسجدَ فله الجنة، وأُمِرتُ بالسجود فأبَيْتُ فَلِيَ النارُ».رواه مسلم
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in azatlı kölesi Zeyd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki: «Her kim estağfirullah ellezî lâ ilâhe illâ huve'l-hayye'l-kayyûme ve etûbu ileyhi" (Kendisinden başka hak ilah bulunmayan, ebedi hayatla daima diri olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı yöneten Allah'tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tevbe ederim) diye yalvarırsa, savaştan kaçmış olsa dahi günahları bağışlanır.»Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şöyle söylediğini rivayet etmiştir: «Kim sabah namazından bir rekâti güneş doğmazdan önce kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir. Kim de ikindi namazından bir rekâti güneş batmadan önce kılabilirse ikindi namazına yetişmiş demektir.»Muttefekun Aleyh
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize üç vakitte namaz kılmamızı ve ölülerimizi defnetmemizi yasaklardı: Güneş doğmaya başlayıp yükselinceye kadar; Güneş tam tepedeyken (Zeval vaktinde) batıya doğru meyledinceye kadar ve Güneş sarardıktan sonra tamamen batıncaya kadar.Müslim rivayet etmiştir
Cübeyr b. Mut’im -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: «Beytullah’ı gündüz veya gece herhangi bir saatte ziyaret edip namaz kılan kimseyi sakın menetmeyin.»İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştir