Dünya için Hadis

Tüm hadisler

Kartların tamamı

655 hadis

Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İman etmedikçe Cennet'e giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeyi size haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız.»Müslim rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur. «Eğer Müminlere –veya ümmetime– güçlük vermeyeceğini bilseydim onlara her namaz vaktinde misvak kullanmalarını emrederdim.»Muttefekun aleyh
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «‌Münafıklara sabah ve yatsı namazından daha ağır gelen hiçbir namaz yoktur. Şayet münafıklar bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi. Şüphe yok ki namazın kılınmasını emredip, sonra kamet getirilmesini, sonra da birisinin Müminlere namaz kıldırmasını emredip, ardından da ellerinde odun bağları bulunan adamlarla birlikte gidip, namaza gelmeyenlerin evlerini onlar evlerindeyken ateşe vermeyi içimden geçirdim.»Muttefekun aleyh
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh- şöyle dedi:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i ''Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.Müslim'deki bir başka lafızda:''Ebû Hureyre'yi abdest alırken neredeyse yüzünü ve ellerini omuzlarına kadar yıkadığını gördüm.Sonra iki ayağını bacaklarına kadar yıkadı.Sonra da şöyle dedi:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim:''Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır.Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.Müslimde bir diğer lafızda:Halilim olan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim:''Müminin süsü abdestinin ulaştığı yere kadar ulaşır.''Her iki rivayeti de Müslim rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfu olarak rivayet edildiğine göre (Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur): «Allah Teâlâ Kıyamet Günü şöyle buyurur: "Benim celâlim için birbirini sevenler nerede? Zâtımın gölgesinden başka hiç bir gölge olmayan günde onları kendi gölgemde gölgeleyeceğim."»Müslim rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İnsanları (salih amel işlemek için) doğru yola çağıran kimseye, kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey eksiltilmez. Başkalarını sapıklığa çağıran kimseye de, kendisine uyanların günahı gibi günah verilir. Ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksiltilmez.»Müslim rivayet etmiştir
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kulların sabaha eriştiği her gün, gökten iki melek iner. Onlardan biri: 'Allah'ım! Hayır yolunda harcayan (infak eden) kişiye harcadığının yerine yenisini ver' diye dua eder. Diğeri de: 'Allah'ım! Cimrilik edip vermeyenin malını telef et (yok et)' diye beddua eder.»Muttefekun aleyh
Mahmûd b. Lebîd'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizin adınıza en çok korktuğum şey küçük şirktir.» Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü küçük şirk nedir? diye sorduklarında, Rasûlullah: «O riyadır diye buyurmuştur. İnsanların yaptıklarının karşılığını alacağı kıyamet gününde Allah Teâlâ onlara: "Dünyada iken gösteriş yaptığınız kimselere gidin de onların yanında bir mükâfat bulacak mısınız bakın bakalım" diye buyuracaktır.»Ahmed rivayet etmiştir
Ömer b. Hattâb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «Hristiyanların Meryem oğlu İsa'yı yücelttikleri (ve aşırı derecede övdükleri) gibi siz de beni yüceltmeyiniz (ve övmek de aşırı gitmeyiniz). Ben ancak Allah'ın kuluyum. (Benim için) Allah'ın kulu ve rasûlü deyiniz.»Buhârî rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Ey Allah’ın Rasûlü! Kıyamet gününde senin şefaatinle insanların en mutlusu kimdir?’’ denildiğinde, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ey Ebû Hureyre, hadis öğrenme hususundaki hırsını gördüğüm için bu hadisi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zaten biliyordum. Kıyamet gününde insanlardan şefaatimle en mutlu olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallah” diyen kişidir.» diye buyurdu.Buhârî rivayet etmiştir
Cündüb İbn Abdillah -radıyallahu anh-’dan gelen rivayete göre Rasûlullah- sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir adam, Allah’a yemin olsun ki falan kimseyi Allah bağışlamaz dedi. Bunun üzerine yüce Allah: "Falan kimseyi bağışlamayacağıma dair kim benim adıma yemin etti? Ben onu bağışladım, senin amelini boşa çıkardım." buyurdu.» Ebu Hureyre -radıyallahu anh-’ın hadisinde bu sözü söyleyenin “Âbid bir adam” olduğu bildirilir. Ebu Hureyre -radıyallahu anh- şöyle demiştir: “Bu adam bir söz söyledi, dünyasını da, ahiretini de mahvetti.”Müslim rivayet etmiştir
Abdullah b. Amr b el-As –radıyallahu anhuma-’dan rivayet ettiği hadiste : “Tıyare (uğursuzluk) inancı kendisini işinden alıkoyan şirk koşmuş olur. Ashab bunun kefareti nedir? diye sorduklarında; Nebî –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah’ım! Hayır ancak senin hayrındır. Uğursuzluk sanılan şeyler de senin katındandır. Senden başka hak ilah yoktur.» demendir.” buyurmuştur.Ahmed rivayet etmiştir
Ubâde -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah olmadığına, Allah’ın bir olduğuna ve O'nun bir ortağı olmadığına, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O'nun kulu ve rasûlü (elçisi) olduğuna, aynı şekilde İsa -aleyhisselam-’ın da Allah’ın kulu ve elçisi olup Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendi (yarattığı) bir ruh olduğuna, aynı şekilde Cennet ve Cehennem'in hak olduğuna şehâdet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah, onu Cennet'ine koyacaktır.»Muttefekun aleyh
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem bir söz söyledi ben de bir söz söyledim. Rasûlullah şöyle buyurdu: «Her kim, Allah'ın dışında birisine yalvarıp yakararak O'na eş koşar bir halde ölürse, Cehennem'e girer.» Ben de dedim ki: Her kim de Allah'ın dışında birisine yalvarıp yakararak O'na eş koşmadan ölürse, Cennet'e girer.Muttefekun aleyh
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Sizden biriniz aksırdığı zaman: Elhamdülillah desin. Kardeşi veya arkadaşı da ona: Yerhamükellah desin. Aksıranda buna karşılık: Yehdîkümullahu ve yuslihu bâleküm/ Allah sizi hidayette kılsın ve kalbinizi ıslah etsin, desin.”Buhârî rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse, abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler onun için: Allah'ım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazdaymış gibidir.»Muttefekun Aleyh
Zeyd b. Hâlid -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim Allah yolunda cihada gidecek bir gaziyi teçhiz ederse; cihada gitmiş gibi sevap kazanır. Cihada giden gazinin arkada bıraktığı ailesine güzelce bakıp onların ihtiyaçlarını karşılayan kimse de cihat yapmış gibi sevap kazanır.»Muttefekun aleyh
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah namazının iki rekât sünnetine diğer nafile namazlardan daha fazla önem verirdi."Muttefekun aleyh
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bir hastaya geçmiş olsun ziyaretinde bulunur yahut Allah rızası için bir kardeşini ziyaret ederse, bir münadi ona şöyle nida eder: Dünya ve ahirette hoş yaşayışa eresin. Bu gidişin de hoş oldu. Kendine cennette bir yer hazırladın!»İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Ebû Bekir Es-Sıddîk -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Mağarada bulunduğumuz sırada müşriklerin ayaklarına baktım; neredeyse başımızın üzerindeydiler. Bunun üzerine: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Onlardan biri ayaklarının dibine bakacak olsa bizi hemen görür.' dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Ey Ebû Bekir! Allah'ın üçüncüsü olduğu iki kişi hakkında ne düşünüyorsun?»Muttefekun aleyh
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, "Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir şey söylediğinde, o şeyi anlaşılana kadar, üç defa tekrar ederdi. Bir topluluğa gelip selam verdiğinde de (duyulana kadar) üç defa selam verirdi.”Buhârî rivayet etmiştir
Ebû Şüreyh Huveylid b. Amr el-Huzâî -radıyallahu anh- ve Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allahım! İki zayıf kimsenin, yetim ve kadının hakkını yemekten herkesi şiddetle sakındırıyorum.»İbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Kul, iyice düşünüp taşınmadan bir söz söyler de bu söz yüzünden cehennemin, doğu ile batı arasındaki mesafeden daha derin bir yerine düşer.Muttefekun Aleyh
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-’dan rivayet edildiğine göre, Bedevilerden biri Abdullah b. Ömer’le Mekke yolunda karşılaştı. Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-, ona selam verdi; kendi bindiği eşeğe onu bindirdi ve başındaki sarığı da ona verdi. İbni Dinâr sözüne devamla dedi ki: Biz İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'ya: Allah iyiliğini versin, bu adam bedevilerden biri. Onlar aza kanaat ederler, deyince bize şunları söyledi: Bu zâtın babası, (babam) Ömer b. Hattâb’ın -radıyallahu anh- dostuydu. Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğunu duydum: «En makbul iyilik, baba dostunun ailesini koruyup gözetmektir.» İbni Dînâr’ın Abdullah İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan bir başka rivayeti de şöyledir: Bir defasında İbn Ömer Mekke’ye gitmek üzere yola çıktı. Deveye binmekten usandığı zaman üzerinde istirahat edeceği bir merkebiyle, başına sardığı bir de sarığı vardı. Birgün İbn Ömer -radıyallahu anhuma-, eşeğin üzerinde dinlenirken bir bedeviye rastladı. Ona: Sen falan oğlu falan değil misin? diye sordu. Adam: Evet, deyince eşeği ona verdi ve; "Buna bin!" dedi. Sarığı da ona uzatarak, bunu da başına sar, dedi. Arkadaşlarından biri İbn Ömer -radıyallahu anhuma-’ya: Allah seni bağışlasın. Üzerinde dinlendiğin eşek ile başına sardığın sarığı şu bedeviye boşuna verdin, deyince İbn Ömer şunları söyledi: Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i “İyiliklerin en değerlisi, insanın babası öldükten sonra, baba dostunun ailesini kollayıp gözetmesidir” diye buyururken işittim. Bu adamın babası, (babam) Ömer -radıyallahu anh-’ın dostuydu.Müslim rivayet etmiştir