TR
Konu
Faziletler ve Adaplar
288 hadis
Faziletler
64
Ahlak Fıkhı
56
Dinî Adaplar
67
Dua ve Zikirler Fıkhı
62
Rekaik ve Öğütler
63
288 hadis
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Bütün işlerimin başı olan dinimi ıslah eyle! Yaşadığım şu dünyadaki hayatımı ıslah eyle! Dönüp varacağım ahiretimi de ıslah eyle! Hayatım boyunca daha çok hayır yapmama imkân ver! Bana, her türlü kötülükten kurtulmamı sağlayacak bir ölüm nasip et!»
Müslim rivayet etmiştir
Ebû Mûsâ -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şu duayı yapardı: «Ey Rabbim! Benden daha iyi bildiğin hatalarımı, cahilliğimi ve işimdeki aşırılığımı bağışla! Ey Allah'ım! Bütün bende var olan, bilerek ve bilmeyerek, kasıtlı ve kasıtsız işlediğim günahlarımı bağışla! Ey Allah'ım! Senin benden daha iyi bildiğin yaptıklarımı ve yapacaklarımı, gizlediğimi ve açığa vurduklarımı bağışla! Sen, her şeyi hakkıyla önceden veren ve erteleyensin. Sen, her şeye gücü yetensin.»
Muttefekun aleyh
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sabah akşam şu duaları (okumayı) bırakmazdı: «Allah'ım! Senden dünya ve ahirette afiyet diliyorum. Allah'ım! Dinim, dünyam, ehlim ve malım hakkında senden af ve afiyet isterim. Allah'ım! Ayıbımı -ya da ayıplarımı- ört. Korktuğum şeylerden beni emin kıl. Allah'ım! Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden (gelecek belalardan) beni koru. Altımdan gelecek ani afet ve beladan senin azametine sığınırım.»
Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in duasından biri şöyledir: «Allah'ım! Nimetinin zevalinden, afiyetin gidip de yerini hastalıklara bırakmasından, ansızın gelen azabından ve öfkene sebep olan her şeyden Sana sığınırım.»
Müslim rivayet etmiştir
Abdullah b. Amr b. Âs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şu kelimelerle dua ederdi: «Allah’ım! Borcun beni ezip alt etmesinden, düşmanın galip gelmesinden ve düşmanların sevinip beni ayıplamasından Sana sığınırım.»
Nesâî ve Ahmed rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «(Hayırlı amellerde, Allah'a itaatte ve zorluklara sabır göstermekte) kuvvetli Mümin, zayıf Müminden, Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Her ikisinin de Mümin olması sebebiyle) hepsinde hayır vardır. Yararına olan şeyde (Allah'a itaatte) hırslı ol. Allah’tan yardım dile, (itaat ve yardım istemekte) aciz olma! (Tembellik gösterme!) Bir musibet başına gelirse: “Eğer şöyle yapsaydım bu başıma gelmezdi!” deme. “Allah takdir etmiştir. Onun dilediği olur!” de! Zira “keşke” kelimesi Şeytan'ın yapacağı işlere kapı açar.»
Müslim rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Mümin müminin aynasıdır."
Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Ebu’d-Derdâ -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «Çok lanet edenler, Kıyamet Günü ne şahitlik yapacaklar, ne de şefaatçi olacaklardır.»
Müslim rivayet etmiştir
En-Nu'mân b. Beşîr -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim: «Dua ibadetin ta kendisidir.» ve şu ayet-i kerimeyi okudu: {Rabbiniz dedi ki: “Bana dua edin de size icabet edeyim. Doğrusu bana ibadet etmekten büyüklenenler, Cehennem'e alçalmış kimseler olarak gireceklerdir.} [Mümin Suresi 60. Ayet]
Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Benî Mücâşi'in kardeşi İyâd b. Himâr -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün aramızda ayağa kalkıp hutbe irat etti ve o hadiste şu ifade de bulunmaktadır: «Şüphesiz ki Allah Teâlâ bana: 'O kadar mütevazı olun ki, kimse kimseye karşı övünmesin ve kimse kimseye haksızlık (zulüm/taşkınlık) etmesin!' diye vahyetti.»
Müslim rivayet etmiştir
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: «Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- çoğu zaman şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru!»
Muttefekun aleyh
Şeddâd b. Evs –radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «"Seyyidu'l-istiğfar duası şöyle söylemendir: Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ibadete layık (hak) ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Ezelde sana verdiğim sözümde ve vaadimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden sana sığınırım. Bana lütfettiğin nimetleri itiraf ediyorum. Günahlarımı itiraf ediyorum. Beni affet, şüphe yok ki günahları senden başka affedecek yoktur.» Ardından da şöyle buyurmuştur: «Bir kimse bu duayı, bunu inanarak gündüz okur da, o gün de akşam olmadan vefat ederse o kimse Cennet ehli olur. Yine bu duayı inanarak gece okur da sabah olmadan vefat ederse yine Cennet ehli olur.»
Buhârî rivayet etmiştir
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Doğruluk üzere olun. Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de Cennet'e götürür. Kişi doğru sözlü olur ve doğru söylemeye devam ederse, Allah katında doğru sözlü biri olarak yazılır. Yalandan da sakının. Yalan kötülüğe götürür. Kötülük de Cehennem'e götürür. Kişi yalan söz söyler ve yalan konuşmaya devam ederse, Allah katında çok yalancı biri olarak yazılır.»
Muttefekun aleyh
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İki kelime vardır ki dile kolay, mizanda ağır gelir ve Rahman'a sevimlidir. Bunlar; Subhânallâhî'l-azîm (Yüce Allah'ı tenzih ederim), Subhânallâhi ve bihamdihi (Allah'a hamt ederek O'nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim)'dir.»
Muttefekun aleyh
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ'nın katında, duadan daha üstün (kıymetli) bir şey yoktur.»
Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Ebu'd-Derdâ -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim; din kardeşinin ırzını onun gıyabında müdafaa ederse, Allah da kıyamet günü onu Cehennem ateşinden uzaklaştırır.»
Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, bir günde yüz defa: Subhânallâhi ve bi-hamdihî (Allah'a hamt ederek O'nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim) derse, günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır.»
Muttefekun aleyh
Muâviye -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim: «Allah kimin için hayır dilerse onu dinde fakih (anlayış sahibi) kılar. Ben yalnızca taksim eden bir kişiyim, veren Allah'tır. Allah'ın emri gelinceye (kıyamet kopuncaya) kadar bu ümmet Allah'ın emri üzere kalacak ve muhalefet edenler onlara zarar veremeyeceklerdir.»
Muttefekun aleyh
Abdullah b. Selâm -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine'ye geldiğinde insanlar ona doğru büyük bir heyecanla koştular. Allah'ın Rasulü geldi, Allah'ın Rasulü geldi, Allah'ın Rasulü geldi diye bunu üç kez tekrarladılar. Ben de insanların arasında gidip görmek istedim. Yüzünü görünce anladım ki, bu yüz bir yalancının yüzü olamaz. O anda duyduğum ilk söz şu oldu: «Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarını gözetin ve insanlar uyurken gece namazı kılın ki, selametle cennete giresiniz.»
Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh- bir keresinde Sabit -radıyallahu anh-'a: "Senin üzerine Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-'in rukyesini okuyayım mı?" diye sordu. Sabit de "Oku!" dedi. Bunun üzerine Enes b. Mâlik şu rukyeyi okudu: «Allah'ım! Sen insanların Rabbisin! Sıkıntıyı giderensin! Şifa ihsan et. Zira sen eş-Şâfi'sin/şifa vericisin. Senden başka şifa verecek olan hiçbir kimse yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hastalıktan eser kalmasın.»
Buhârî rivayet etmiştir
Sa'd b. Ebî Vakkas -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işittim: «Şüphesiz ki, Allah; takva sahibi, (gönlü) zengin ve gizli (şöhretsiz, gösterişsiz, riyasız, samimi) kulu sever.»
Müslim rivayet etmiştir
Sevbân -radıyallahu anh-’den rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Bir Müslüman, hasta bir Müslüman kardeşini ziyarete gittiğinde, dönünceye kadar cennet hurfesi içindedir.» Ey Allah’ın elçisi, cennet hurfesi nedir? dediler. Rasûl–i Ekrem; «Cennet yemişidir.» buyurdu.
Müslim rivayet etmiştir
Enes İbn Mâlik ve Câbir İbn Abdullah –radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- yemek yediği zaman üç parmağını yalar ve şöyle derdi: «Sizden birinizin lokması düşecek olursa onu alsın ve üzerindekileri temizleyip yesin, onu şeytana bırakmasın.» Ayrıca bize tabağı da sıyırmamızı emreder ve; «Bereketin, yemeğinizin neresinde olduğunu bilemezsiniz.» derdi. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hiç şüphesiz ki şeytan, yaptığınız her işte ve hatta yemeğinizde dahi yanınızda hazır bulunur. Öyleyse birinizin yemeğinden bir lokma yere düşerse onu alsın, üzerine bulaşan şeyleri temizleyip yesin ve onu şeytana bırakmasın. Yemeği bitirince de parmaklarını yalasın. Çünkü bereketin, yemeğinin neresinde bulunduğunu bilemez.»
Her iki rivayeti de Müslim rivayet etmiştir
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kur'an okuma ve ezberine sahip kimsenin misali, bağlı deve gibidir. Eğer sahibi devesini korursa, onu eli altında tutar. Eğer salıverirse deve kaçıp gider.»
Muttefekun aleyh
Önceki sayfa
Sayfa 7 / 12
Sonraki sayfa