TR
Konu
Akide
135 hadis
Allah -Azze ve Celle-'ye İman
44
Meleklere İman
9
Rasûllere İman
12
Ahiret Gününe İman
26
Kaza ve Kadere İman
8
Allah'ın İsimleri ve Hükümleri
22
Sahabe
7
Ehl-i Beyt
7
Velâ ve Berâ
4
135 hadis
Ebû Berze el-Eslemî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Hiçbir kul, kıyamet gününde ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz.»
Tirmizî rivayet etmiştir
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'den merfû olarak rivayet edilen bir hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah mahlûkatı yarattığı zaman kendi nezdinde Arş'ın üzerinde bulunan kitapta: "Muhakkak benim rahmetim gazabıma üstün gelir." yazmıştır.» Bir rivayette; «Gazabıma galip geldi.», diğer bir rivayette ise; «Gazabımı geçti.» ifadeleri yer almaktadır.
Muttefekun Aleyh
En-Nu'mân b. Beşîr -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine merhamet etmekte ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.»
Muttefekun aleyh
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Allah indinde en büyük günah hangisidir diye sordum?: «Seni yaratmış olduğu halde Allah'a şirk (ortak) koşmandır.» diye buyurdu.Ben de: Şüphesiz bu çok büyüktür dedim. Bundan sonra hangisidir? dedim. «Seninle beraber yemek yiyeceğinden korkarak evladını öldürmendir.» dedi. Ondan sonra nedir? dedim. «Ondan sonra komşunun helalliği ile zina etmendir.» diye buyurdu.
Muttefekun aleyh
Ebû Eyyûb el-Ensârî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir Müslümanın, din kardeşini üç geceden (yani üç günden) fazla terk edip onunla küs durması helal değildir. İki Müslüman karşılaşırlar, biri bir tarafa, öteki öbür tarafa döner. Hâlbuki o ikisinin en hayırlısı önce selam verendir.»
Muttefekun aleyh
Ebû Sırme -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bir Müslümana zarar verirse Allah da ona zarar verir ve kim bir Müslümanı sıkıntı ve meşakkate sokarsa, Allah da ona sıkıntı ve meşakkat verir.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yanaklarına vuran, yakalarını yırtan ve cahiliye çağrıları ile feryat eden kimse bizden değildir.»
Muttefekun aleyh
Ebu Umâme el-Bâhilî -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre o Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'i şöyle buyururken işitmiştir: «Kur'ân-ı okuyunuz. zira o, kıyâmet günü okuyan kimse için şefaatçi olarak gelir.»
Müslim rivayet etmiştir
Câbir b. Abdillah -radıyallahu anhumâ-’dan merfû olarak rivayet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her kul, öldüğü hal üzere diriltilecektir.»
Müslim rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «(Hayırlı amellerde, Allah'a itaatte ve zorluklara sabır göstermekte) kuvvetli Mümin, zayıf Müminden, Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. (Her ikisinin de Mümin olması sebebiyle) hepsinde hayır vardır. Yararına olan şeyde (Allah'a itaatte) hırslı ol. Allah’tan yardım dile, (itaat ve yardım istemekte) aciz olma! (Tembellik gösterme!) Bir musibet başına gelirse: “Eğer şöyle yapsaydım bu başıma gelmezdi!” deme. “Allah takdir etmiştir. Onun dilediği olur!” de! Zira “keşke” kelimesi Şeytan'ın yapacağı işlere kapı açar.»
Müslim rivayet etmiştir
Enes İbn Mâlik ve Câbir İbn Abdullah –radıyallahu anhumâ-’dan rivayet edildiğine göre Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem- yemek yediği zaman üç parmağını yalar ve şöyle derdi: «Sizden birinizin lokması düşecek olursa onu alsın ve üzerindekileri temizleyip yesin, onu şeytana bırakmasın.» Ayrıca bize tabağı da sıyırmamızı emreder ve; «Bereketin, yemeğinizin neresinde olduğunu bilemezsiniz.» derdi. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hiç şüphesiz ki şeytan, yaptığınız her işte ve hatta yemeğinizde dahi yanınızda hazır bulunur. Öyleyse birinizin yemeğinden bir lokma yere düşerse onu alsın, üzerine bulaşan şeyleri temizleyip yesin ve onu şeytana bırakmasın. Yemeği bitirince de parmaklarını yalasın. Çünkü bereketin, yemeğinin neresinde bulunduğunu bilemez.»
Her iki rivayeti de Müslim rivayet etmiştir
Cerîr b. Abdullah -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanındaydık. Dolunay halindeki Ay'a bakarak şöyle buyurdu: «Sizler şu Ay'ı güçlük çekmeden gördüğünüz gibi, Rabbinizi de açıkça göreceksiniz. Güneş doğmadan ve batmadan önceki namazları kaçırmamak elinizden geliyorsa, kesinlikle kaçırmayıp kılın.» Sonra da şu ayeti okudu: «{Güneş doğmadan ve batmadan önce Rabbini hamt ile tespih et!}»
Muttefekun aleyh
Ebû Mûsâ -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Teâlâ, zalime vakit verir, bir kerede ansızın onu yakaladı mı, artık bırakmaz (onun için kurtuluş yoktur ). Arkasından da şu ayeti okumuştur: (İşte, Rabbin zalim olan ülkeleri yakaladığı zaman böyle yakalar. Şüphesiz O’nun yakalaması acı vericidir, şiddetlidir.) [Hûd Suresi: 102. Ayet]»
Muttefekun aleyh
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bazı hanımlarından rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bir medyuma gider ve ona bir şey sorarsa; kırk gün kıldığı namazı kabul olmaz.»
Müslim rivayet etmiştir
Abdullah b. Mesud -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Günahların en büyüğü Allah'a şirk koşmak, Allah'ın mekrinden emin olmak, Allah'ın rahmetinden ümit kesmek ve O'nun yardımı hakkında ümitsizliğe düşmektir.»
Abdurrezzâk rivayet etmiştir
Berâ b. Âzib -radıyallahu anhumâ- şöyle dedi:Bir adam Kehf sûresini okuyordu. Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz: ''O sekînedir; Kur'an okuduğun için inmiştir''buyurdu.
Muttefekun Aleyh
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, Kehf Suresi'nin başından on ayet ezberlerse, Deccal’in fitnesinden korunur.» Başka bir rivayette ise: «Kehf Suresi'nin sonundan...»
Müslim rivayet etmiştir
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: «Müslüman bir kimse, namaz ve zikir için mescidi vatan edindiği (çokça gitmeyi alışkanlık haline getirdiği) zaman Allah'ın onun bu halinden duyduğu sevinç, tıpkı gurbette bir kimsesi olan kimselerin onun yanlarına dönmesiyle (kavuşmaktan) duydukları sevinç gibidir.»
İbn Mâce rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah şöyle buyurdu: Her kim beni tanıyan ve ihlas ile bana ibadet eden bir kuluma düşmanlık ederse, ben de ona savaş ilan ederim. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili olan bir şeyle yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibadetlerle de yaklaşmaya devam eder. Nihayet ben onu severim. Ben kulumu sevince de artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı mesabesinde olurum. Diliyle de her ne isterse muhakkak onları da kendisine ihsan ederim. Bana sığınmak isteyince de muhakkak kulumu sığındırır, korurum. Ben yapmak istediğim hiçbir şey hakkında, Müminin ölümü karşısındaki tereddüdüm gibi tereddüt etmedim. Kulum ölümden hoşlanmıyor, ben de kuluma acı verecek şeyi sevmiyorum.»
Buhârî rivayet etmiştir
Enes b. Malik ve Ebu Hureyre -radıyallahu anhûma- naklediyor; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in Rabbinden rivâyet ettiği bir hadis-i kudsîde Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Kul(um) bana bir karış yaklaştığı zaman, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşınca ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek geldiği zaman, ben ona koşarak varırım."
Buhârî rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İman yetmiş -ya da altmış- küsur şubedir. (Şubelerin) en üstünü "Lâ ilahe illallah/Allah'tan başka hak ilah yoktur." sözü; en altı ise eziyet veren şeyi yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir.»
Muttefekun aleyh
Adiy b. Hâtim -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden herkese Rabbi, aralarında bir tercüman olmaksızın, doğrudan doğruya hitap edecektir. Kişi o zaman sağına bakar, hayatta iken gönderdiği (hayırlı) amellerden başka bir şey göremez. Soluna bakar, orada da hayatta iken işlediği (kötü) amellerden başka bir şey göremez. Önüne bakar, karşısında (kendini beklemekte olan) ateşi görür. O halde artık bir hurmanın yarısı ile de olsa, kendinizi Cehennem ateşinden koruyun.»
Muttefekun aleyh
Abdullah b. Hakîm -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bir şeye bağlanırsa o şeyle başbaşa bırakılır.»
Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Târık b. Eşyem el-Eşçaî -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim demiştir: «Kim Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah yoktur der ve Allah’tan başka ibadet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı ve kanı haram olur. Onun, (gizli hallerinin) hesabı ise Allah’a aittir.»
Müslim rivayet etmiştir
Önceki sayfa
Sayfa 3 / 6
Sonraki sayfa