Dünya için Hadis
Konu

Akide

135 hadis

135 hadis

Aişe –radıyallahu anha-’dan merfu olarak şöyle rivayet edilmiştir: «Kim Allah’a kavuşmak isterse, Allah da ona kavuşmak ister. Kim Allah’a kavuşmak istemezse, Allah da ona kavuşmak istemez.» buyurdu. Bunun üzerine ben, "Ey Allah’ın Resulü! (Bu isteksizlik) ölümden hoşlanmamak anlamında mıdır? Zira hiçbirimiz ölümden hoşlanmayız.’’dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Hayır, o anlamda değil. Mü’min, Allah’ın rahmeti, rızası ve cenneti ile müjdelendiği zaman Allah’a kavuşmak ister; o zaman Allah da ona kavuşmak ister. Kâfir ise Allah’ın azabı ve gazabı ile müjdelendiği zaman Allah’a kavuşmak istemez. O zaman Allah da ona kavuşmak istemez."Müslim rivayet etmiştir
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfu olarak rivayet edilen bir hadiste Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Seyhan, Ceyhan, Fırat ve Nil, Cennet nehirlerindendir."Müslim rivayet etmiştir
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Merhametli olanlara Rahman merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökteki de size merhamet etsin.»Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştir
Abdullah b. Amr b. el-Âs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- camiye girerken: «Kovulmuş Şeytan'dan, azim olan Allah'a, O'nun kerîm vechine ve ka­dîm kuvvet ve galebesine sığınırım.» diye dua etmiştir. (Ravilerden birisi hocasına) hadisi bu şekilde rivayet etmişsin öyle mi? Hepsi bu kadar mı? diye sorar. O da; Evet, diye cevap verdi. Sonra da; mescide giren bunu söyleyince Şeytan şöyle der: "Günün geri kalan kısmında da benden emin oldu."Ebû Dâvûd rivayet etmiştir
Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Tebâreke ve Teâlâ Cennet ehline şöyle der: "Ey Cennet ehli!" Onlar da: "Buyur Rabbimiz emrine amadeyiz" derler. Allah: "Cennet'e girmekten dolayı memnun musunuz?" der. Cennet ehli: "Nasıl memnun olmayız. Yarattıklarından hiç kimseye vermediğini bize verdin.” derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ: “Ben bundan daha iyisini size vereceğim” der. Onlar: "Bundan daha üstün şey ne olabilir?" diye sorarlar. Yüce Allah da: Sizden razı olduğumu size bildiriyorum ve bundan sonra size asla gazap etmeyeceğim’ diye buyurur.»Muttefekun aleyh
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: «Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kadın gibi giyinen erkeğe, erkek gibi giyinen kadına lanet etmiştir.»Nesâî (Sünen-i) el-Kübrâ'da, İbn Mâce de (aynı manada) ve Ahmed rivayet etmiştir
Büreyde -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kim emanet adına yemin ederse, bizden değildir.»Ebû Dâvûd ve Ahmed rivayet etmiştir
عن أبي هريرة رضي الله عنه مرفوعاً: «إذا أَحَبَّ اللهُ تعالى العَبْدَ، نَادَى جِبْرِيلَ: إنَّ اللهَ تعالى يُحِبُّ فلاناً، فَأَحْبِبْهُ، فَيُحِبُّهُ جِبْرِيلُ، فَيُنَادِي في أَهْلِ السَّمَاءِ: إنَّ اللهَ يحِبُّ فلاناً، فَأَحِبُّوهُ، فَيُحِبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ، ثُمَّ يُوضَعُ لَهُ القَبُولُ في الأرضِ». وفي رواية: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «إنَّ اللهَ تعالى إذا أَحَبَّ عَبْدًا دَعَا جِبْرِيلَ، فقال: إني أُحِبُّ فلاناً فَأَحْبِبْهُ، فَيُحِبُّهُ جِبْرِيلُ، ثم ينادي في السَّمَاءِ، فيقول: إنَّ اللهَ يُحِبُّ فلاناً فَأَحِبُّوهُ، فَيُحِبُّهُ أَهْلُ السَّمَاءِ، ثُمَّ يُوضَعُ له القَبُولُ في الأرضِ، وإذا أَبْغَضَ عَبْدًا دَعَا جِبْرِيلَ، فيقول: إني أُبْغِضُ فلاناً فَأَبْغِضْهُ. فَيُبْغِضُهُ جِبْرِيلُ، ثُمَّ ينادي في أَهْلِ السَّمَاءِ: إنَّ اللهَ يُبْغِضُ فلاناً فَأَبْغِضُوهُ، ثُمَّ تُوضَعُ له البَغْضَاءُ في الأرضِ».متفق عليه. الرواية الأولى لفظ البخاري، والثانية لفظ مسلم
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, (bir sefer esnasında) terkisine aldığı Muâz -radıyallahu anh-'a hitaben: «Ey Muâz b. Cebel!» diye üç defa seslenmiş, o da üç defa: Buyur, ey Allah’ın Rasûlü! Emrine âmâdeyim, diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kim Allah’tan başka (hak) ilah olmadığına ve Muhammed’in, Allah’ın kulu ve rasûlü olduğuna içinden gelerek samimiyetle şehadet ederse, Allah onu Cehennem'e haram kılar.» buyurmuştur. Muâz: Bu müjdeyi Müslümanlara haber vereyim de sevinsinler mi, ey Allah’ın Rasûlü? diye izin istemiş; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de: «O zaman onlar buna güvenirler de (hayırlı işler yapmakta) tembel davranırlar.» diye buyurmuştur. Muâz (İbn Cebel) böylesi bir bilgiyi gizleme sebebiyle günaha girmemek için onu vefatına yakın bir zamanda haber vermiştir.Muttefekun aleyh
Ebu Hureyre -radıyallahu anh- merfu olarak rivayet ediyor: Bir adam, yolda giderken çok susadı. Sonunda bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: 'Bu köpek de benim gibi çok susamış.' deyip hemen kuyuya indi, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışını övdü ve günahlarını affetti." Rasûlullah'ın yanındakilerden bazıları:"Ey Allah'ın Rasûlü! Yani bize hayvanlara (yaptığımız iyilikler) için de ecir mi var?" dediler. Aleyhissalatu vesselam:"Evet! Her ciğer (sahibi) canlıya yapılan iyilikte bir ecir vardır." buyurdu. Başka bir rivayette: ’’Allah, o adamdan razı oldu ve onu bağışlayıp Cennete koydu.’’ Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: İsrailoğullarından fahişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, az kalsın susuzluktan ölecekti. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfiret olundu.Buhârî rivayet etmiştir - Muttefekun Aleyh
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Müslüman; Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Muhacir de Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir.»Muttefekun aleyh
Enes b. Malik -radıyallahu anhuma- merfu olarak rivayet ediyor: "Şüphesiz ki, kâfir bir kimse bir iyilik yaptığında, dünyada bu iyiliğinin tadı ona tattırılır. Mü’mine gelince, Allah, onun iyiliklerini ahireti için saklar. Dünyada ise itaat etmesine rızk bahşeder." Bir rivayette ise, "Şüphesiz ki Allah, mü’minin iyilikleri konusunda hiç bir zulüm etmez. İyiliğinin karşılığını dünyada verir, ahirette de onun sevabını verir. Kâfire gelince, Allah için yaptığı iyiliklerin tadını dünyada tadar. Ahirete vardığında ise karşılığını alabileceği hiç bir iyiliği kalmaz."Müslim rivayet etmiştir
Muaviye -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim: «Kıyamet Günü müezzinler insanların en uzun boyunlu olanlarıdır.»Müslim rivayet etmiştir
Ebu Hureyre –radıyallahu anh-’tan rivayet edildiğine göre "Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- İsra’ya götürüldüğü gece ona, biri şarap biri süt olmak üzere iki kâse getirildi. O her ikisine de baktıktan sonra sütü aldı. Cebrail -aleyhisselam- ona: Seni fıtrata ileten Allah’a hamd olsun. Eğer şarabı almış olsaydın ümmetin de azmış olacaktı, dedi."Muttefekun Aleyh
İyad b. Hımâr -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün hutbesinde buyurdular ki: «Rabbim, bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi size öğretmemi emretti.» (Ve buyurdu ki): «Benim bir kula verdiğim bir mal helaldir. Ben, bütün kullarımı hanif (Müslüman, hakka taraftar) olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip (fıtri) dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığım şeyleri haram kıldılar. Haklarında bir delil indirmediğim şeyi bana şirk koşmalarını emrettiler.» Allah Teâlâ, yeryüzü ehline baktı ve Ehl-i Kitap'tan bir kısmı hariç onların Arap, Acem hepsine öfkelendi ve dedi ki: «Ben seni imtihan etmek ve seninle de (başkasını) imtihan etmek üzere gönderdim. Sana, suyun yıkayıp (yok edemeyeceği) bir kitap gönderdim. Ta ki sen onu uyurken de uyanıkken de okuyasın! Allah Teala hazretleri bana, Kureyş'i ateşe vermemi (onlarla savaşmamı) emretti» Ben: «Ey Rabbim, bu durumda onlar başımı yararlar ve bir ekmek parçısına çevirirler!» dedim. «Öyleyse, seni çıkardıkları gibi sen de onları (Mekke'den) çıkar! Onlara karşı gazada bulun da biz de sana yardım edelim. İnfakta bulun, biz de sana infak edelim. Sen bir ordu gönder, biz de sana onun beş misli (yardımcı melek ordusu) gönderelim. Sana itaat edenlerle birlik ol, asilere karşı savaş!» buyurdu. «Cennetlikler üç kısımdır: -Kuvvet sahibi, adaletli, sadaka veren ve muvaffak olanlar. -Bütün yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yumuşak kalpli olanlar. -İffetli, namuslu ve çoluk çocuk sahibi olanlar.» Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- devamla dedi ki: «Cehennem ehli de beş kısımdır: -Aklı olmayan zayıflar. Bunlar, aranızda tabi olarak bulunurlar, hiç bir ehle ve mala tabi değildirler. -Tamahkârlığını izhar etmeyen hain kişiler. Böylesi, bir kapıyı çalsa mutlaka ihanet eder. -Akşam, sabah her fırsatta malın ve ehlin hususunda seni aldatan adamlar. -Cimrilik ve yalanı da zikretti. -Bir de kötü huylu kaba sözlü insan.»Müslim rivayet etmiştir
İbn Abbas -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- duasında şöyle derdi: «Rabbi e'innî ve lâ tuin aleyye, ve'nsurnî ve lâ tensur aleyye, ve'mkur lî ve lâ temkur aleyye ve'hdinî ve yessir hudâ ileyye, ve'nsurnî alâ men beğâ aleyye. Allahumme'calnî leke şâkiran, leke zâkiran, leke râhiben, leke mıtvâan, ileyke muhbiten, ev munîben, rabbi tekabbel tevbetî, va'ğsil havbetî, ve ecib da'vetî, ve sebbit huccetî, ve'hdi kalbî, ve seddid lisânî veslul sahîmete kalbî.» (Rabbim! Bana yardım et ve aleyhimde (düşmanıma) yardım etme. Yardımını benden esirgeme ve aleyhimde (düşmanımı) destekleme. Düşmanımı cezalandır, beni cezalandırma. Beni hayırlı işlere yönelt ve hayır yolunda ilerlemeyi bana kolaylaştır. Zulüm ve haksızlık edene karşı bana yardım et. Ey Rabbim! Beni sana çok şükreden, çok zikreden, senden çok korkan, sana çok itaat eden, sana çok boyun eğip tevazu eden, sana çok yakarıp ağlayan ve tevbe dileyen eyle. Ey Rabbim! Benim tövbemi kabul eyle, günahımı gider, duamı kabul et, kalbimi hidâyet üzerine daim kıl, dilimi doğrulukla hakkı söylemekten ayırma, hüccetimi (yani senin düşmanlarına karşı susturucu ve mağlup edici delilimi) sabit kıl ve kalbimi fenalıktan arındır.)İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her gece, Rabbimiz -Tebâreke ve Teâlâ- gecenin son üçte biri kaldığı zaman dünya semasına inerek şöyle buyurur: "Bana kim dua eder, onun duasına icabet edeyim! Benden kim bir şey ister, ona dilediğini vereyim! Benden kim mağfiret diler, ona mağfiret edeyim!"»Muttefekun aleyh
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Kurayza oğulla­rı'na sefer ettiğinde ben Cibrîl'in -salavatullahi aleyh-'in melekler alayının Ganm oğulları sokağnıdan geçtikleri sırada yükselen tozunu bugün bile hâlâ görür gibiyim, demiştir.Buhârî rivayet etmiştir
Ebû Hureyre -radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Me­dine'nin kapıları ve yollarında bir takım me­lekler vardır. Medine'ye tâûn hastalığı da, Deccâl de giremez"Muttefekun Aleyh
عن زيد بن ثابت رضي الله عنه ، قال: كنَّا عند رسول الله صلى الله عليه وسلم نُؤَلِّفُ القرآنَ من الرِّقاع، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم : «طُوبَى للشَّام»، فقلنا: لأيٍّ ذلك يا رسولَ الله؟ قال: «لأنَّ ملائكةَ الرحمن باسطةٌ أجنحتَها عليها».رواه الترمذي وأحمد
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şeytan, tahtını su üzerine kurar, sonra çetelerini insanlara gönderir. Çetelerinden onun yanında en yakın mertebede bulunanlar, insanlar arasında en çok fitne çakaranlardır. Bunlardan biri, Şeytanın yanına gelir ve: «Falanla o kadar uğraştım, nihayet onu şu ve şu halde bıra-kıp geldim» der. İblis te ona, «Vallahi bir şey yapmış değilsin.» diye karşılık verir. Bir başkası gelir, o da: «Ben falan adamla uğraştım, nihayet onunla ailesini birbirinden ayırdım.» der, İblis onu yanına yaklaştırır ve ona: «Sen ne iyi yapmışsın.» diye cevap verir.Müslim rivayet etmiştir
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim ezanı işittiğinde: ‘Ey bu mükemmel ezanın ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed’e vesileyi ve fazileti ihsan et. Onu, kendisine vadettiğin Makâm-ı Mahmûd'a kavuştur’ derse, kıyamet günü şefaatim ona helal olur.»Buhârî rivayet etmiştir
Ebû Mersed el-Ganevî -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kabirlere doğru namaz kılmayın ve kabirlerin üzerlerine oturmayın.»Müslim rivayet etmiştir
Ebû Hureyre rivayet etti. (Dediki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):“Ben kıyamet günü âdemoğlunun efendisiyim, kabri ilk açılacak olan, kabirden ilk kalkacak olan da benim. İlk şefaat edecek olan da benim, şefaati ilk kabul olunacak olan da benim.” SAHİH-İ MÜSLİM, 2278